Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
55555 25-06-2008
DÖRT KAPIDA DÖRT SEVDA

Dört kapıda dört sevda; işlerler gergef ile nakış ile düş ile göz nuru ile aşk ile…

Sevdalar gönülleri kucaklar, aşkları tazeler, ruh dinginliği dinlerin mozaiğini çeşniler…

 

****

 

Dört kapıda dört sevda…

 

Ermenisi; zanaatkâr bakırı işler aşk ile… demiri örste döver öpüş ile şekillendirir düş ile…

 

Süryanisi; koku salar baharat ile gümüşü işler şevk ile sevda yükler ses tellerine ikmal ile…

Bedri AYSELİ’nin ses tellerinin ikmalinde…

 

….

 

“Süryaniyem Süryani”

 

 

Çavlan gibi çağlar bülbülün güle şakıması, sevgilin yare dokunuşu… suyun rüzgarla oynaması…

Kadife ses ruhumuzu gönlümüzü okşar…

 

Hele yar zalımın kızı yar

Fistanı al al düğmesi fırfırlı yar

Göğsünde bir çift huma kuşu

Etekleri zil çalan zalımın kızı yar

 

Hele yar zalımın kızı yar

Şalvarı üç renkli yar

Boynunda telkari tel tel

Salınınca endamı oynayan yar

 

**

 

 

 

Rol keser artist olur, yetmez bestekâr olur… bir ömür biter, ölümü hazin olur… ve başını alıp gider, derdini bırakarak hazin hazin…

 

dünün SAMO’su…

 

…..

 

Derdimi kimlere diyem

Başım alıp nereye gidem

 

….

 

 

**

 

Ezidisi; nakış tutar iğneler ipliği, kumaşta desen olur. Bağdaş kurup güneşte dua olur… günahta kar olur, bembeyaz giyside melek olur…

 

Yahudisi; eski alır eski satar… pul alır para eder, unu da ekmek…

 

 

Hırıstiyani; çan çalar yüzü güler kuyumu işler berxudar olur…

 

Müslümanı; çan sesi minarenin duvarlarında yankılanırken

müezzin hoşgörü ile sabır ile ezan okur, gönüller şad olur…

sevdalara tutulur encam olur… gün döner gün gider serencam olur, dağlar bilir kışını sen kürersin damını…

 

***

 

Dört kapıda dört sevda…

 

Mardinkapı; Araplar çerez kavurur kokusu gonca olur savrulur yarin dudağında kaymak olur, bal olur, süzülür çatal göğsünde gül olur…

 

Dağkapı; çeşn-i bahardır. Kürt’ü Arap’ı, Ermeni’si, Yahudi’si, Süryani’si, Ezidi’si siftahları sıralarlar deqxiller bereketlenir, kuruşlar, liralar, paralar ezgileri oluşturur… “Dilanda lorke orduevinde caz” rakseder şehir, sevda oluşur...

 

 

Urfakapı; fasl-ı sükût; mezar taşları karşılıklı… alt tarafı Alipaşa, meydanda çizili bir daire, dairenin içinde kınsız bıçak hamasetliği…

sınır ihlal edilmez, sınır namustur, sınır yiğitlik…

 

Yenikapı;

 

Aşağısı bahçalar

Oturmuş ehlikeyfler saz çalar

Yârin dudağına bal çalar

Etekler zil çalar…

 

Sakiler doldurur, ehlikeyfler bağdaşta çilingir sofraları şenlenir…

Çayöğünde hülleler, Zaza’lar keleklerle odun taşır. Balıkçılar torlarını açar… eşekçiler kum kaşır… yukarısı içkale, Eshabeler huşu içinde değirmancıları gözlerler…

 

***

 

Dört kapıda dört sevda…

Urfakapı narlıktır

Saraykapı zindan

Yenikapı fail-i meçhul ceset

Dağkapı militan

Mardinkapı firari…

 

 

***   

 

Dört kapıda dört sevda…

 

Sevdalar kördüğüm, sevdalar iç içe… sevdalar dolanır muhabbetlere, sevdalar zındanlarda sağır-lal…

 

**

 

Ben bu şehrin ıslah ve iflah olmaz oksijenini soludum… küçesinde oynadım, bedeninde coştum, kastalından su içtim, yağmur yağanda siviğinden geçtim, soğuk vurdu pininde sabahladım… sıcak havalarda çayöğünde hüllelerde fasıllar geçtim… düşlerimi ısırdım Kerejdağ’da lavdım püskürdüm mağmasında gözyaşı düktüm… ovaya indim göğsüm bereketlendi Anjel kadar güzeldi düşlerim… düşümde Diyarbekir kalesi “ağzı var dili yok”… gaziköşkünde fasıllarla dem vurdum, demlendim serde serxoşluk var, coşku…

Tüy mahrebenin raksında, çan ezanın ruh dinginliğinde… küpelide çocuk oldum Dicle’den beslendim, Anjel’le olgunlaştım, komşu kızı Adrina'nın bakışlarında eski sevdalarımın yankısı çınladı… Anzelede çimdim paklandım…

Sonra dolu vurdu, doluluk oranım taştı…

 

***

 

Dört kapıda dört ölüm…

 

/Özlemin yumruğumda sıktığım sevdanın teriydi, öpüp kutsadığım ter… sıtare ağaçları dile gelsin… menekşeler boynunu büksün, gönlünde sümbüller ve yedi veren muhammedi güller açsın… yıllarımdan vazgeçtim gözlerimi geri verin/

 

Ahmed AYDEMİR

 

Yorgun kaldı küçeler, önce mazgana evler yıkıldı. Şehrin dokusu bozuldu küçelerde mimarisi olmayan binalar yükseldi cinnet geçirdi tarih avlularda… şalvarlı müteahhitler türedi birdenbire…

 

Küçelerdeki sakinler yok oldu bir bir, artık küçeler ötenazi isteyen hasta… şehrin yorgun teklemesinde yoğun bakımda küçeler… siluetler kahpe, suretler eksik, silik…

 

Binalar yükseldikçe camlarla giydirildi, sanırsın fahişeye suret gerekmiş…

Bu “ şeyh-ül beled” şehrin küçelerinde örtmeler yıkıldı birer-birer…

Tarih; tarihsel dönemsel panoramasından uzaklaştı…

Kültürler yozlaştı, eyvanlar balkonlaştı, avlular yok oldu… bazalt taşlı evlerin taşları mezarlıklara taşındı… ne çok öldürüldük, ne çok ecelsiz gittik… ne çok fişlendik, suretlerimiz zından duvarlarına takıldı… bu sicili kanayan şehrin insanları savruldu yele gitti, biri yitirildi milad dendi… birinin alnına silahlar çatıldı alnını çatsa kurşunlanır… gülse tebessümleri betonlarda erir… sarılsa ahhh sarılsa demir parmaklarda soğur bedeni… otursa beton kalksa demir… İsa’ya yaranmamış bu kadim şehir, Musa’nın kavminden kovulmuş, Zerdüşte sarılsa fişlenir, Ezidi’nin duasında erir… fermanı illegal, fetvası caiz değil, cümle alem bilir kan düşmez toprağa, ten gerilir tin gider…

            

Tilililili

 

AZİZ ERİM
26.12 2007

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairAZİZ ERİM
gonder 220 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker