Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 09-06-2008
BİR YILBAŞI GECESİ GAZ SANCISI

Elimde duran fotoğraf albümüne bakarken o eğlenceli gecenin yüzüme nasıl da hüzünlü bir şekilde yansımış olduğunu farkediyorum. Oysa, benim için sürprizlerle dolu bir geceydi. Gizem'in enfes mantarlı türlüsü ve yemeğin ardından içtiğimiz martini, midemde başlayıp yavaş yavaş şakaklarıma doğru yükselen yumuşak bir ağrı dalgasına yol açmıştı. Bunda kuşkusuz iki besinin de benim için yepyeni tatlar olmasının payı büyüktü. Daha önce ne mantar yemiş ne de martini içmiştim. Belki de çocukluktan kalan yemek seçme alışkanlığının etkisidir bilmiyorum, yeni bir yemeği veya içeceği tatmamakta yıllarca inat ettiğim olmuştur ve bu yüzden bazı çok bilinen yiyecekleri ve içecekleri geç tatmışımdır.

O yılbaşı gecesi mantar ve martiniyi herhangi bir direniş göstermeden tatmıştım tatmasına ama bu yabansı besinlerin vücudumda beklenmedik etkiler gösterebileceğini hiç hesaba katmamıştım. Kısa suskunluklarla bölünen uzun sohbetler boyunca bağırsaklarımda biriken bir tür simyevî gaz, beni yabancısı olduğum bazı duygulara sürükledi. Yüksek rakımlı bir coğrafyada, bol oksijenli havanın insanın suratında tokat gibi patlaması türünden duygulardı bunlar.

Gecenin bir başka sürprizi Sanem'di. Kapıyı yeni yıla girmeye birkaç dakika kala çalmıştı. Özel bir hastanede hemşireydi. Nöbeti biter bitmez kıyafetini değiştirip bize katılmıştı. İçeri girmesiyle salondaki erkeklerin dikkatini üzerinde toplayıverdi. Altına giyebileceği tek giysisi olan lacivert eteğinin başına talihsiz bir kaza gelince, o da büyücek bir eşarbı beline sarmakla yetinmişti. Mütevazi yılbaşı partimize katılanların çoğunu tanımamasına rağmen, üzerinde gerçek bir etek varmışcasına rahat davranıyordu. Uzun bacakları gece boyunca yakamozlu bir denizde dalgalanan tekneler gibi simli başörtüsünün arasından bir görünüp bir kayboldular. Arada bir gözlerime saplanan baygın bakışları, parlak sarı saçları ve ilerleyen saatlerde iyice yayıldığı kanepede aldığı fotojenik pozları, bağırsaklarımda sıkışmış gazın basıncını nerdeyse unutturdu diyebilirim.

Sonunda geceyi tükettik ve uyku vakti geldi çattı. Konuklar esneyerek evlerine dağılmaya başladılar ve nasıl olduysa kendimi arabamda, Sanem'le birlikte onun evine doğru giderken buldum. Bu beklenmedik tesadüf heyecanlandırmıştı beni. Yol boyunca pek bir şey konuşmadık. İçimden de konuşmak gelmiyordu açıkçası. Nedense suskunluğunu tuzak olarak algılıyordum; eğer bu başbaşa kalmayı fırsat bilip gevezelik yapmaya başlayacağımı ve bir retorik ustası kesileceğimi düşünüyorsa bu basit erkek davranışını göstermeyecektim. Fakat eve yaklaşırken beklenmedik birşey oldu, Sanem sessizliğini bozdu ve beni birlikte birşeyler içmek için evine davet etti. Kuşkusuz bu nazik daveti kabul ettim. Temkinli bir şekilde onu izledim.. Anahtarla kapıyı açtıktan sonra bir an durup, terbiyeli olduğum için beni ödüllendirdiği duygusunu hissettiren bir gülümsemeyle bakü ve içeri buyur etti.

Eşikten içeri adımımı atar atmaz halen çıkaramamış olduğum gaz büyük bir sancıyla kendini bir kez daha hatırlattı. İçimdeki basınçlı havanın, kontrolüm dışında çıkıp gitmemesine büyük özen göstererek, koltuğa oturdum ve Sanem'in kaşla göz arasında hazırladığı nescafeyi yudumladım. O, samimi davranışlarıyla aramızdaki resmiyeti bozmaya çalışırken, bütün ilgisini bağırsaklarında toplamış zavallı ben, derinliklerimdeki hava basıncının yüzüme ve davranışlarıma sirayet etmesine engel olamıyordum. Durumu tersine çevirmek üzere giriştiğim her hamle, içimdeki malûm varlıkça emilip yutuldu. Kısa suskunluk anlarını bozmak için de pratik çözümler üretemiyordım. Bilirsiniz, bu gibi durumlarda cepten çıkarılan bir sigara paketi, bir yerlerde unutulmuş bir çakmak mucizeler yaratır. Ama ben bir sigara tiryakisi bile değildim. Geliştirebildiğim tek türük ikide bir saatime bakmaktı. Sonunda vaktin geç olduğunu söyleyerek yenilgiyi kabul etmekten başka yapacak bir şey kalmadı. Kapıya doğru yöneldiğimde Sanem, yine beklenmedik bir çıkış yaptı; dönüş yolunu bulamazsam geceyi onun evinde geçirebileceğimi söyledi. İçimde aniden oluşan memnuniyet duygusunu yüzüme yansıtmamaya çalışarak oradan ayrıldım. Arabama bindim. Motoru çalıştırdım. Hafızamdaki bulanık yol haritasını izlemeye başladım.

Gizemle daha önce bir kez karşılaşmıştık. Arkadaşımla yakından ilgileniyordu ve onu elde edebilmek için yılbaşından iki gün önce bizi evine davet etmiş enfes yemekler hazırlayarak, "erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer" kuralını başarıyla uygulamıştı. Arkadaşımın iki gün içinde çirkin sayılabilecek bu kadına büyülenmiş gibi kapılıp sürüklendiğine bizzat şahit oldum.

Şehrin bu bölgesine ilk kez gelmiştim. Zengin bir muhitti. Birbirini doksan derecelik açılarla kesen simetrik modern caddeler, insana hep aynı sokaktan geçtiği duygusu veriyordu. Aniden bastıran bir sis de bunlara eklenince yön duygumu tamamen kaybettim. Bir süre sadece içgüdülerimi kullanarak sokaklarda dolaştım ve birden bire anımsadığım bir kavşağı dönerek kendimi Gizem'in evinin önünde buldum. Her şart mevcutken kaybolmayı bile becerememiştim. Kaybolmak istiyordum oysa, sokaklarda kaybolmak ve Sanem'in açık bıraktığı kapıdan içeri girmek.

Arabadan inmeden, bir süre düşündüm ve geri dönmeye karar verdim.

Birbirini yansıtan aynalı sokaklarda Sanem'in evini aramaya başladım. Sis şimdi daha da yoğunlaşmış, sıradan bir meteoroloji olayı olmaktan çıkmıştı. Yönümü tamamen yitirmiş bir şekilde rastgele dolaşıyordum. Fakat bir süre sonra sürekli aynı yerde dolanıp durduğumu farkettim. Bir grup polisin dikkatini çekmiştim. Mantıklı bir açıklama yapamama ve geceyi berbat etme endişesi yüzünden dur işaretini dinlemeyip kaçmaya başladım. Bu hareketim onları daha da heyecanlandırmıştı. Fakat yoğun sis beni takip etmelerini olanaksız kılıyordu. Bir süre şuursuzca sisin içinde yol aldım ve sonunda bir mucize oldu ve kendimi Sanem'in oturduğu apartmanın önünde buldum. Saatime baktım. Ondan ayrılalı neredeyse bir saat olmuştu. Bir seçim yapmak zorundaydım. Sanem'i uyandırmalı mıydım -ki yeni uykuya dalmış bir insanın uyandınldığında nasıl davranacağı asla bilinemezdi- yoksa evime mi dönmeliydim.

Kısa bir tereddüt geçirdim ve kapıyı çaldım. Kalbim küt küt atıyordu. Üzerinde bir gecelikle açtı kapıyı; tam olarak uyumamıştı. Ama beni bekliyor bir hali de yoktu. Dudaklarının kıyısına insana gene de bir şeyler olabilir heyecanını yaşatan imalı bir gülümseme kondurmuştu. Sonrası çok hızlı gelişti. Bana evin en soğuk odasında bir yatak hazırladı. Geceyi baş ucumdaki portatif çamaşırlığa asılı kilot ve çoraplarla geçirdim ve içimde hapsolmuş minik baloncukları, patlamamalarına dikkat ederek birer birer serbest   bıraktım..

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairERGUN KOCABIYIK
gonder 149 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker