Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri YAZI ÖZETLERİ yeniYeni Yazı Gönderin
 Her sayfada  yazı    TümüYazılar   yazarYazarlar
47 sayfanın 1. sayfası
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...
Okunmadı GÜLÜN ROMANI 16-10-2011

Çiçekler dünya bahçesinde binlerce yıldır çok yolculuk ettiler. Japonya bu alanda en büyük rolü oynadı. Süs bitkilerinin çoğu kültüre alındı, Çin'den gelen pek çok bitki iyileştirildi. Örneğin şakayık, mahonya, "yel değirmeni" palmiyesi... Hatta anavatanı Güney Avrupa olan kasımpatılar bile, Çin'de yüzyıllar boyunca sebze olarak yetiştirilmişti. Daha sonraları Çinliler ve Japonlar çok çeşitli süs kasımpatısı elde ettiler. Hatta 16 taç yapraklı kasımpatı Japon imparatorluk ailesinin sembolü bile oldu.

Japon bahçelerinde 1681'de 150 çeşit açalya yetiştirilmiş. Daha güzel çiçekler elde etmeye çalışan Japonlar, ayva, şeftali, kiraz ağaçlarını 1000 yıldır süs bitkisi olarak yetiştirmişler. 10 metrelik olağanüstü kiraz ağaçları "Japonyanın Ruhu"nu simgelemiş.

Japon kökenli, rosa rugosa denilen bir çeşit gül ağacı var. Japonya'dan yola çıkarak A devamı

3790 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıEMİNE DENİZ ÖZDER
 
Okunmadı KAYBETTİKLERİMİZİ ARIYORUZ 19-04-2011

6- 7 yaşlarımdan itibaren bağ-bahçe işlerinde çalışmaya başladım. Babam Gebere yöresindeki iki bağa umut bağlamıştı. Çorak topraklarda kayısı yetiştirme düşüncesiyle yüzlerce fidan dikti. O zamanlar ne ziraat müdürleri, ne de ilgililer vatandaşlarımızın ne yaptıklarıyla hiç ilgilenmediler.

Duyuyorduk ki onlar kiraladıkları ya da hazine arazilerinde kendileri ekip kendileri hasılat toplama telaşındaydılar. Cumhuriyeti, demokrasiyi, hürriyeti kendi amaçları için kullanan siyasi partiler tek tük hizmet, yatırım yapsalar bile Türk Milleti’nin geleceğine, eğitimine, onuruna, değerlerine hiç yatırım yapmadılar. İki süper güç olan Amerika ve Rusya’ya göre oluşturulan iç yapılanmalar bağımsızlığımızı ve gelişmemizi engelledi.

Beni bugüne kadar hiç kimse yönlendirmedi. Her anlatılandan, her konuşulandan her bakıştan anlamlar çıkararak kendime bir yol çizdim, bir şeyler ürettim, farklı ş devamı

4590 defa Okundu0 Yorum55555diğer yazılarıÜZEYİR LOKMAN ÇAYCI
 
Okunmadı ARAGON ÜZERİNE 14-04-2011

Louis Aragon, Türk okurunun iyi tanıdığı çağdaş bir şair, romancı ve deneme yazarı. Mutlu Aşk Yoktur başlığını taşıyan bu yapıt, O'nun çeşitli kitaplarından seçerek çevirdiğimiz ve belirli bir sıra gözeterek sunduğumuz şiirlerden oluştu.

Aragon, 3 Ekim 1897'de Paris'te dünyaya geldi. Ortaokul ve lise öğrenimini Neuilly'de gördü. O yıllarda en çok Barres, Gorki ve Rousseau'yu tanımaya çalıştı. Yükseköğrenimini tıp fakültesinde yaptı ve doktor oldu.

Aragon, 1917 yılında Andre Breton ile tanıştı. Bu tanışma, 14 yıl sürecek olan bir edebiyat dostluğunun kapısını açtı. Her ikisi de, önce "dadacılık" ve kısa bir süre sonra da "gerçeküstücü lük" akımı içinde yer aldılar. Bir sanat ve edebiyat akımı olarak I.Dünya Savaşı esnasında ortaya çıkan "dada" hareketi, alışılmış toplum düzenini, kültürünü ve sanatını yıkmayı amaçlamaktaydı. Bunu yaparken de akıldışılığı, sezg
 devamı

3881 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıTEKSEVGİ.COM
 
Okunmadı SONBAHAR HÜZNÜ RUHUMU YASA DÜĞÜMLEDİ; DÖKÜLDÜ YAPRAKLARIM 04-07-2011

Hayat bir sözlüktü benim için. Bu sözlüğün tümünü okudum hayatım boyunca. Bu sözlüğün yazarı bendim. Neden mi? Çünkü herkes kendi hayat sözlüğünün yazarı olur. Benim acılarım, benim mutluluklarım, benim hüzünlerim. Hepsi yüreğimin kilitli odasında nefes alıyorlardı. Bu kilidi bulmak bütün ömrümü aldı. Bu maceraya atılınca ruhumda başlayan sonbahar hüznü ruhumu yasa düğümledi.

Bu anahtarını ararken ağladım, haykırdım, yardım istedim, kıvrandım. Sesimi duyan kimse olmadı. İşte hayatın yalnızlığı budur. Hayat, herkesi büyük bir işe başlarken yalnızlığa uçurur. İşte benim ruhumu da yalnızlığın çölüne uçurdu ve anahtar yolculuğuma ilk adımımı atmış oldum. Ben büyüdükçe dallarım tomurcuklanmaya, sözlüğümdeki sayfalar dolmaya başladı. Böylece hayatla ilişkim sıkı bir iplikle sertçe düğümlenmeye başladı. Birbirimize ne kadar sıkı sarılırsak ilişkimizin bir o kadar uzun ve güçlü olacağını düşünüyorduk. Bu sev devamı

4108 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıYAMAN GÖNEN
 
Okunmadı HADDİNDEN FAZLA 04-07-2011

Haddinden fazla karanlık etraf... Beni içine sürüklediğin ve umudumu alıp tükettiğin o yerde, önümü göremeden yürüyorum. Çünkü sen, ışığımı almıştın...

Haddinden fazla sessizdi sokaklar... Derdim ya sana hep; bazen sessizlik en büyük çığlıktır diye. Şimdi sessizliğin verdiği güçle, o karanlık dünyamda yalnız başıma haykırıyorum, çığlık çığlığa... Kimse duymuyor beni... Sorumluluklarından kafanı kaldırıp rüzgarın sesini dinlesen halbuki... Beni duyacaksın... Sadece beni...

Haddinden fazla güçlüydü rüzgar... Üşüyordum... Saçlarım gözümün önüne gelmiş ve beni rahatsız ediyordu; ancak o kadar soğuktu ki hava ellerimi cebimden çıkaramıyordum... Yanımda yürüyen sendin sanırım... Ama üşüdüğümü hissetmemiştin çünkü sen kitabın içinde apayrı bir dünyada yol alıyordun... Beni yine yalnız başıma bırakmıştın aynı karanlığın içinde...

En önemlisi haddinden fazla umursam devamı

3831 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıCEMRE ERİŞ
 
Okunmadı BİLGİ TEPESİ 04-07-2011

Adları Ali ve Ahmet'ti... Kardeştiler ve büyük bir evde tek başlarına yaşıyorlardı...

Bu iki çocuk sevginin ne demek olduğunu gerçekten iyi biliyorlardı; çünkü anneleri ve babaları onlar daha çok küçükken öldüklerinde bu çocuklar nasıl hayatta kalacaklarını, nasıl besleneceklerini öğrenmişlerdi.

Anne ve babalarının ölümü onlar için ne kadar zor olsa da artık bu zorluklar ile baş etmeye mecburlardı; çünkü ölen bir daha geri dönmüyordu. Artık hayatta hiçbir şey onların kardeşliklerini birlikteliklerini bozamazdı.

Onların hayali hep yüksek yeşil tepelere gidip orada sonsuza kadar mutlu yaşamaktı. Ama fakirlerdi, maddi olanaksızlıkları vardı, yine de umutlarını kaybetmeyip bu hayallerini bir gün gerçeğe dönüştürebileceklerini bildikleri için her zorluğa rağmen işlerine devam ediyorlardı. Aslında iyi de para kazanıyorlardı ama bir de anneannelerine baktıklar devamı

3846 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıARINÇ DAĞ
 
Okunmadı KİRALIK DAİRE 04-07-2011

Tatilimin sıkıcılığından gerçekten şüphe etmeye başlamıştım ki beni bu kamp ateşine benzer koca parıltı kurtardı. İnsanın gittiği yerde yeni yüzlerle beraber eğlenmesi gerçekten çok hoş oluyordu.

Ah Tanrım! Keşke şu ateşin içinden geçip onun gözlerinin içine bakarak: "Benimle gel!" diyebilsem. Ateşle parlayan o gözlere konuşabilsem. Ancak yapabildiğim tek şey oturup yüzümde koca ve aptal bir sırıtmayla şarkılara eşlik etmek.

Neden bu kadar çekici birisi son gecemde karşıma çıkar ki? Ama zaten hikâyeler de hep böyle gelişmez mi? Ne kadar sıkıcı bir klasik... Zaman kendinden kaçıp kendini kovalıyor. Bu duyguyu iyi bilirim. Mutluluğa aç bir insanın onun kokusuyla sarhoş olmasının duygusu...

Bir felaket olmalıydı...

Hemen şimdi! Yoksa tanımadığım bir insana âşık olmanın yükünü nasıl taşırım bu çelimsiz omuzlarımla?

 devamı

3797 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıSİNEM BOZKURT
 
Okunmadı ZAMAN = YOL/HIZ 04-07-2011

"İnsanlar, hayatta bazı şeyleri yitirmeden onların değerini anlayamazlar." Bu durum, ne yazık ki zaman için de geçerlidir. Zaman elimizden yavaşça akıp giderken değerini bilemeyiz. Ancak bize ayrılan süre dolduğunda dünya sahnesinde, o zaman anlarız. Biraz geç de olsa...

"Aslolan diğerlerinden farklı olabilmek ve kaybetmeden değerini anlamaktır zamanın." Bu sözlerin sahibi Prof. Dr. Matthew Kragen için bile uygulanması zor bir işti bu. Kendisi bile zamanı gerekli kullandığından emin olamıyordu bazen. Upuzun siyah saçları dökülmüş, yerine bir avuç beyaz tel kalmıştı başında. O öğleden sonra yapılması gereken çok şey vardı. Sınav kağıtları kontrol edilecekti. Ancak genç öğrencisi Julian, ona birazcık zaman ayırmasını rica etti. Bu durum Profesör Kragen için alışılagelmişin dışmdaydı. On sekiz yaşındaki diğer öğrenciler gibi baharın tadını çıkarması gereken Julian niçin yaşlı Kragen& devamı

3924 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıAYBİKE KERPİŞÇİ
 
Okunmadı SOĞUK, YALIN VE SARI 04-07-2011

Bir sonbahar gecesiydi. Klasik müziğin coşkuya vardığı, enstrümanların sert tınılarının içersindeydim. Sahnede yerimi almıştım. Yalnızlığım ile... Konser insanı büyüleyecek derecede idi. Antonio Vivaldi, Ludvig van Beethoven, Wolfgang Amadeus Mozart eserleri büyük bir senfoni ile insanları büyütüyordu adeta. İşte tam o gece söndü benim hayat mumum...

Yıl 1962. Dışarıda çisil çisil bir yağmur. Şimşekler zaman zaman yürek hoplatır dereceye ulaşıyor. Sokaklar tenha, yağmur sesi ise kulaklarda bir yer edinmiş. Bir fincan kahvem ile birlikte camın kenarında yağmurla konuşuyorum. Eşim, çocuklarım henüz gelmemiş. "Trafiğe takılmış olsa gerek". O gün işim ise pek rayında gitmemişti. Senfoni gergin bir gün geçirmişti. Bunun sebebi ise yeni orkestra şefimiz Ivan Barçavov'du. Kendisi Ukraynalı, şeflikte devleşmiş bir insandır. Ancak herkes onu kibirliliğiyle, sert tavırlarıyla ve amansızca verdiği devamı

3819 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıORTAÇ GENÇ
 
Okunmadı "DAVA, DAVA, DAVADA..." 24-03-2011

Amerikalı yazar Norman Mailer'in 1983 yılında yayımlanan Ancient Evenings acili romanının ilksözü, Oscar Wilcle'dan yapılan, "Hiç bir zaman olmamış olanın kusursuz bir tanımını vermek yalnızca tarihçiye uygun bir uğraş değil, yetenekli ve kültürlü her insanın vazgeçilmez ayrıcalığıdır.", almasıdır. Mailer gibi, değerli tiyatro adamımız Güngör Dilmen de, aynı yıl yayımladığı Hasan Sabbah adlı oyununda işte bu ayrıcalığı kullanmıştır.

Oyun, geçmişte, yaklaşık aynı dönemlerde yaşamış dört kişi etrafında, inanç üzerine kurgulanmış bir satranç oyunudur. Büyük Selçuklu İmparatorluğu, genç Melikşah'ın ve baba yadigarı veziri Nizam-ül Mülk'ün yönetiminde en güçlü dönemini yaşarken, Nizam'ı ziyarete iki eski okul arkadaşı, Ömer Hayyam ile Hasan Sabbah gelirler ve ona eskiden içtikleri bir andı hatırlatırlar. Okulda hocaları Nişaburi onlara şöyle seslenmiştir:

 devamı

3776 defa Okundu0 Yorum00000diğer yazılarıZEYNEP AKTÜRE
 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker