Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 22-01-2005
ÜÇ NOKTA/BİR YAZAR

                                       I
                                 İlk nokta

[ Herşey "kün" emriyle başlamıştı. Varlık, yokluk, güneş, su, toprak, insan, ... Aklınıza gelen ve gelebilecek olan her şey... O "ol" demişti, her şey oluvermişti bir anda. O'nun için ol demesi yetiyordu. Ama O önce insanı yarattı. Sonra dağları, ovaları, ağaçları, kuşları, acıyı mutluluğu, sevgiyi, ayrılığı ve bir de küçük d’yi.]

"bir gün yaratıcının yarattığı insan, muhayyilesinde bir büyük harf yarattı. insanın muhayyilesinde yarattığı büyük harf de küçük bir harf... büyük harf ona bu ismi sırf küçüklüğünü her seferinde yüzüne vurarak onu ezmek için koymuştu. sonra yaratıcının yarattığı küçük d’ye salıverdi onu. iyiliğin, kötülüğün, acının, yalnızlığın, karanlığın ve binlerce noktalı yılanın olduğu yaşam mücadelesinin ve savaşının tam ortasına. itile kakıla, ağlaya sızlaya geldi bu günlere kadar.

...daha sonra büyük harf kalemiyle küçük harfin ardından, kelimeleri oluşturan heceleri, cümleleri meydana getiren kelimeleri, paragrafları paragraf yapan cümleleri yarattı. bir de diğer işaretleri. noktayı, virgülü, tırnağı... ve her birine taşıyamayacağı kadar anlamlar yükledi. bunların hepsini iki tırnağın arasındaki küçük harfin hayatında, zamanı geçici bir süre durdurmak için koyduğu noktaya kadar olan zaman diliminde, aynı cümlenin, aynı vak’a parçalarında birbirine sıkıca zincirle bağladı.

...küçük harf, yaratıcısı büyük harfin istediği her şeyi sorgusuz sualsiz hemen ifa ediyordu. o istediği için şehri terk ediyor, o istediği için tekrar geliyor, o gülmesini istediği için gülüyor, ağlamasını istediği için ağlıyor, hayatını onun istekleri doğrultusunda yaşıyordu. diğer küçük harflerle tanışması bile, büyük harfin onu aynı kelimenin içinde kullanmasıyla oluyordu. hayatı büyük harfin kalemiyle, önündeki beyaz kâğıdın birbirine dokunmasıyla hayat buluyordu.

                                       ..............

yine birgün büyük harf 'sev' dedi küçük harfe. o da her zamanki gibi itaat etti ve aşık oldu bir başka küçük harfe. Büyük harf onun hayatında, onun hikayesinde ona bir kapı, bir başlangıç, bir tırnak açmıştı ‘birgün’ diye başlayan paragraf ile. o tırnağın içini aşkla, sevgiyle, mutlulukla aynı zamanda ayrılık ve acıyla geçen bir hikaye ile doldurmuştu büyük harf. her şeyi o iki tırnak arasında gelişiyor ve yine bu iki tırnak arasında son buluyordu. küçük harf, küçük harfi o kadar sevmişti ki... sanki herşeyi o olmuştu. niçin büyük harfin onu yarattığını bile unutmuştu. onun için yaratmış olamazdı. sonuçta o da onun gibi küçük bir harfti. hep acı çekti. sahte gülücüklerle kandırdı diğer küçük harfleri. o iki tırnak arasında...

büyük harf, küçük harfin hayatında açmış olduğu tırnak işaretini ve bu tırnağın arasında noktaya kadar olan zaman diliminde yaşattığı bütün mutlulukları, sevinçleri, acıları, ağlamaları, zaman bitmeden söylemek istediklerini söyleyebilmek için zamanı parçalara ayıran virgülleri, ünlemleri, soru işaretlerini, hepsini bitirerek, bir konuşma çizgisi dahi açmadan tırnağı kapattı ve kutsal olan noktayı koydu hikayenin sonuna. küçük harfi düşünmeksizin -acımasızca-" [.]

[Mutlak yaratıcı hikayeye "İlk Nokta" adını vermemi istedi.]

                                       II
                                 İkinci nokta

      yağmurlu bir havada

            mavi düşlere doğru

                  sürüklenen bir gemi

"yüreğim yaralı bir gemi, tayfasını kaybetmiş, kaptanı ise... sürüklenip gidiyor karanlık sulara doğru. onca girdaba, onca fırtınaya rağmen karaya ulaşabilme arzusuyla, rüzgarların tekliflerine çaresiz itaat eden bir gemi. lakin büyük harfin bana açmış olduğu ve sadece bana ait olan tırnak içersinde; kendi hikâyemde, kendi senaryomda dublör olarak yaşamaktan bıktım artık. kendimi arıyorum ve fazla bir zamanım da kalmadı. sadece kutsal olan noktaya kadar...sürüklenmeye devam ediyorum. hergün biraz daha su alarak, hergün biraz daha batarak karanlık sulara doğru. bazı zamanlar yaralı gemimin dümenini almak istiyorum kendi ellerime. ancak nafile... baş rolde oynayan ve kendi vak'a zincirimin zuhurunda bana her zaman ayak bağı olan 'ben'imin görünmeyen arka yüzü engelliyor beni hiç vakit kaybetmeden. hatta terk etmemi dahi istiyor bazen hikayeyi.

                                       .....................

sonunda kamaramdan çıkıp kontrol odasını işgal edebildim kendi hayalet gemimin.ve uçsuz bucaksız deryada, bildiğim, arzuladığım yere doğru özgürce açılıyorum: yelkenler fora!.artık bilinçli bir şekilde sürükleniyorum soğuk ve karanlık diyarlara, buzullar ülkesine. yıllar önce bir fırtınalı günde kaybettiğim ve bir daha kendisinden haber alamadığım ‘benim’i arıyorum umutla. ‘ben’imi bulduğumda, 'o'nu; 'o'nu bulduğumda ise, 'ben'imi bulacağımdan hiç şüphem yok artık. fakat yine de korkuyorum buzulların arasında sıkışıp kalmaktan ve paramparça olmaktan. yaralı gemimin bir fırtınaya daha dayanabilecek gücü kaldı mı acaba?

buzullar ülkesinin kraliçesi sana sesleniyorum, sessiz haykırışımı duyup buzullarının arasında 'ben'imi bulmam için bana yardımcı olur musun <?>söylesene buzullarının arasında yüreğinin gizli tünellerini mi göstereceksin bana; yoksa kollarını açmış beni bekleyen karanlık suları mı{?}bilemiyorum...aslında bu sorunun cevabı beni o kadar da ilgilendirmiyor. sonunda gemim parçalansa bile bir parçası nasıl olsa ulaşacaktır sana hem de benden gizlediğin ve göstermediğin o tünellerden geçerek kendi ‘ben’imin isteği doğrultusunda süzülüyorum özgür ufuklara doğru. bu kâğıda ayrılan metin halkasının son işaretlerini vereceğim az sonra. rüzgarı arkamda hissediyorum. ve yavaş yavaş akıyorum buzulların arasından. bu sefer de büyük bir buzul kütlesi çıkıyor karşıma, benden daha fazla ilgi gösterdiğin, benden da fazla ilgilendiğin bir buzul...

aynanın arkasına geçip de 'ben'ime ulaşmama engel olmaya çalışan büyük harf. duygularını derinliklere bırakmış çiziyorsun beyaz kağıtları. karşında ama çok yakınında bir ‘yürek’ sana doğru geliyor.[gökyüzünün maviliğinde-yağmurla-bir düş içinde]...." [.]

" kalem sahibi hikayeye 'ikinci nokta' adını vermemi istedi"

                                       III
                                    son nokta

"sıra bende, artık ben konuşacağım sayın büyük harf. artık sen değil 'ben!' senin damarlarında dolaşacağım bir virüs gibi, ‘ben’ bakacağım senin yerine aleme, ‘ben’ gezeceğim senin yerine caddelerde karanlık gecelerde, 'ben' izleyeceğim seni artık kendi hikâyende, hatta 'ben' yazacağım senin senaryonu kendi ellerimle-tıpkı bu güne kadar senin yaptığın gibi- biraz da 'ben' karalayacağım sayfaları kanlı mürekkeplere batırılmış divitlerle, seni öyle işaretlerin arasına sıkıştıracağım ki, sen bile şaşıracaksın buna. bakalım hayatını başkaları yönlendirince neler hissedeceksin.

söyler misin ne istedin bu güne kadar benden? ne idi derdin, neden hep benden söz ederken karanlık odaları, boş mekanları da aynı cümlenin içerisinde karaladın?sen dedin ben yaptım, sen istedin sevdim, sen istedin unuttum, sana o kadar güvenmiştim ki büyük harf ve sana o kadar bağlanmıştım ki... sanki etimden bir parça, kanımdan bir damla dibi görüyordum seni. peki ya sen?sen hep kandırdın beni. hep hatalar yapmamı istedin;sanki kendi hayatınmış gibi...neden yanlış işareti sevdirdin bana ve neden o kadar zaman acı ve umutsuzlukların arasında erittin beni?

sen! sen! sen!..yazık ki çok geç fark ettim senin ne olduğunu. sen canı sıkılınca karnında ağrılar hisseden ve bu ağrının gitmesi için de başkalarının hayatını kullanmaktan çekinmeyen, onlara müdahale eden bir yaygaracısın. sen hep bir itibari alem yaratmak için çalıştın ama senin de bir itibari alemde olduğunu unutma sakın. senden büyük olan bir yaratıcı var. seni senin beni izlediğinden daha iyi izleyen, bu gününü de yarınını da bilen biri...o, sana, senin bana yakın olduğundan daha da yakın. seni şikayet edeceğim ona, itibari alemin son bulup gerçek yaratıcının zamanı bir daha durdurduğu ve tekrar bir daha bitmemek üzere başlattığı zaman. o zaman herkes eteklerindekini dökecek ve sen bana çektirdiğin onca acının verdiği yüz kızartıcı suçlardan ötürü bakamayacaksın yukarı.

bak ne güzel yazıyorum değil mi büyük harf, ne güzel de biliyorum hissettiklerini. bak nasıl da dolaşıyorum değil mi sayfaların üzerinde özgürce; canımın istediği kadar işaret kullanıyorum ve istediğim zaman, zamanı geçici olarak durduruyorum noktayı koyarak. ve 'ben' bunları senin damarlarında dolaşırken yapıyorum aynı zamanda. artık hayatımı sen değil; 'ben' yöneteceğim şu andan itibaren. kendi hikâyemde, kendi istediğim diğer küçük harfler ve işaretlerle. öyle bir küçük harf tanıdım ki çok yakınlarda ve kısa bir zaman önce. işte bunun için sana kin ve öfke duyuyorum. neden! neden! daha önce fark ettirmedin bana ya da fark ettim belki ama engel oldun onu sevmeme? neden bir başkası ile oyaladın beni bunca zaman?ama artık 'ben' aldım senin elinde kanlanmış olan kalemi ve ‘ben’ yazacağım bundan sonra işaretleri sayfaların üzerine bir martı gibi süzülerek gökyüzünün maviliğinde ve gerçek alemde. hafiften yağmur yağarken bir de...

haberin olsun bu sefer de 'ben' koyuyorum son noktayı senin hikayene. elveda büyük harf sana ve: merhaba 'ben'..."[.]

bu hikayeye bu ismi 'ben' verdim.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairSEMİH CAN TOPSAKAL
gonder 152 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker