Sabahın bilmem kaçında Kuşlar dalgakıranların mandalı olurduBiz bir avuç insan –uyuyamayanlar ve huzursuzlar-Bir vapura doluşup mandal olan kuşları görmeye giderdikBir gün vapura bizden başka biri daha bindi –silik bir kadın-Her halinden, kambur sırtından belliydi hamallığıVapura zor bela bindiÖnce göğüslerini bindirdi, sonra kendiniTaşınamayacak gibi duran göğüslerineDüşün önüme der gibi bir bakışı vardıKonuşmaya başladıSözleri usta bir avcının elindenÇıkan mızrak ucu gibiydi“Haydi çabuk Haydi çabuk gidelimVapur batmadanBalıklar vapuru yutmadanHaydi çabuk, niye kalkmıyor bu vapur?Haydi yolda kaldımDaha trene bineceğimBen çocuklarımı görmeye geldimBenim kaynanam daha sağlamHaydi çabuk Haydi çabuk gidelim”Vapur kalkınca Önce dilini yuttuSonra gözleri bir misafiri beklemeye başladı sanki.