Nedense yazgısıdır virgül olmak memleketimizdeki düşünce lirizmine sahip aydın yazarlarımızın. –aydın yazar diyorum çünkü ne yazık ki her yazar aydın değil- Virgül gibi kelimeleri sonsuza dek sıralamak isterler. Gerçekleştirirler de bunu. Ta ki bir nokta onların özgürlüklerine son verene kadar. Zavallı virgüller, yaşadıkları toplumun ve belki de hayatın kıyısına çekilip izlerler diğerlerini. Ve başlarlar haksızlıkları, çarpıklıkları sıralamaya... Bu sıralamayı yaparken kimseyi incitmeyecek kelimeleri seçmeye özen gösterirler. Fakat ne yazık ki nokta anlamaz bu nezaketi ve hemen son verir virgülün özgürlüğüne. Sanılır ki, aklında hep “ya virgül çok sevilirse herkes ona rağbet ederse ben ne olacağım” vardır. Ama asıl düşündüğü, “cânım memleketi kurtarmak, bu beli bükülmüş virgüle mi kaldı!”dır. Evet! Nokta haklı bir yere kadar. Halkın kanayan yarasını sarmak için o kadar kelimeyi yüreğinde taşırsa ve hep beyninde “neden?” diye bir soru olursa, bu ağırlığa nasıl dayansın ki? Ama nokta bunu nerden bilecek! Sonunda yine yapacağını yapar. Virgülün özgürlüğüne son verir, bir “tepeden inme” dir bu son veriş. Ancak virgül bilincindedir bu sonun bir başlangıç olduğunun ve her esaretin bir özgürlük... Ve yine bilincindedir kendi olmasa bile başka virgüller buna devam edeceklerdir. Her noktadan sonra mutlaka yeni bir cümle başlayacaktır. İşte o zaman virgül bükülmüş belini büyük bir gururla doğrultarak ve noktayı ayaklarının altına alarak bir ünlemde bulunur! “İşte sevgili nokta, şimdi sen bir son verebilirsin bana ama farkında olmadığın bir şey var; sen aynı zamanda yeni bir başlangıç oluyorsun benim için.” Fakat virgül, barıştan yana olduğu için her şeye rağmen noktayla anlaşmak ister. Ve der ki : “Birlikte daha nice açıklamalar yapabiliriz, gel uygun bir işaret bulalım kendimize.” Nokta ilkönce bunu anlamaz ve hemen ruhundaki şeytanı harekete geçirir; noktalı virgül olmaya karar verirler ve yine virgül altta beli bükük kalır.
Bu virgülün yenilgisi değildir. Aydınlık için kendini feda edişidir. Zaten görmeyi bilenler bunu fark etmişlerdir. Görmeyenler mi? Bırakın onları zamana. Nokta için kaybettiklerinde gözlerini , anlarlar virgülün değerini...