 Üye Girişi
 Ara - Bul
|
    |
|
Tüm Şiirler |
|
|
     |
21-01-2005 |
| YAĞMURA CEVAP VEREMEYEN TOPRAK |
|
Kapanan kapıların darmadağın ettiği koridorlar, kalkan trenlerin yıktığı istasyonlar. İnceliklerine hayran kaldığımız bütün o azizlerin, o dervişlerin ölümü. Ve yağmur bir vakittir; sabah, öğle, akşam gibi. Yağmur yağsın ve biz düşünelim neler çektiğimizi. Denizin iki dalgası arasında kendini bulan, sonra susan, çünkü uyuyan var, bir uyuyan. O zalim uyku, korkutan uyumayan herkesi, çalışanları ve demlenenleri geceleyin, utandıran. Kimin uykusudur ki bu duyduğum, sustum? Sustum ve desteyi kestim ve fincanı çevirdim, akşamın içinden bir akşam beğendim. İndi gözlerime bir ah çekmenin balıkçıların ağları toplayışına benzerliği, alnım karışlandı tezgâhlarda. Ve yağmur başladı, anladım bana çatan vakti. Sularda ve toprakta KÜN! sesini duymuştum ben ama... eskidendi: İsa mıydım, çarmıh mıydım? şimdi hatırlamıyorum. Marangoz muydum yoksa? ama Yusuf değilim. Bir ustam vardı ve orası, orada ustamla ben geceyi etüt ederdik: İçinde zamanın olmadığı gece, kumla kendini şaşıran denizyıldızı... ve naz, kulelere çıkınca aya edilen. Ay ki şimdi hangi sudan yansırsa yansısın, bulamaz beni. Değilim çünkü ben artık o uykunun içinde. Evet, şimdi buradayım ama, topraklarıma geri döndüysem o eski kün sesinin çağrısına uyduğum sanılmasın, yolumu şaşırdım da geri geldim ben. Toprağı öptüğümde tadı tuzu yoktu dudaklarımın. Yıkılacak kuleyi, kırılacak dalı aradıysam da bulamadım. Doğrusu, dalgınlıkla epey açılmıştım aya ve yıldızlara bakarken denizde; o fırtınada duamı ederken –kurtulmak için pek de hevesliydim– yeminimi bozacağımı bilmiyordum. Ama Tanrım, bu mu olacaktı beni çıkaracağın kıyı ve yağmur yağacaktı da toprak yağmura cevap veremeyecekti!
|
|
|
|
MEHMET ERTE
|
|
|
|
|
|
|
|