 Üye Girişi
 Ara - Bul
|
  
|
|
Fıkralar |
|
|
     |
16-01-2006 |
| YARALADILAR KERTMENİ! |
|
|
Yerli halktan mı, yoksa başka taraftan mı gelmiş, «Zünbül Arap» denilen, öyle bilinen biri varmış. (Zünbül Arap, eski Konyalılara göre: simsiyah demektir.) Bu adam, aynı zamanda «hovarda geçinen, oturak âlemlerinde fazlaca bulunan», aynı zamanda «azılı» sayılan biri imiş. Ondan dolayı da oturak âlemleri yüzünden çıkan kavgalarda eksik olmaz, dolayısıyla zaman zaman «hakim huzuruna» çıkartılırmış. O günlerde kendisi gibi hovarda geçinen «Kertmen» lâkabiyle anılan biri daha varmış, ki, ikisinin arası pek iyi gitmezmiş. Birgün Kertmeni -nerede ise- yaralamışlar. Yaralayanın kim olduğu ise belli değilmiş. Anlaşılan, gece karanlığında yolda filân olmuş. Bunun üzerine, ötedenberi araları iyi gitmiyen Araptan şüphe edilerek hakkında Kertmen tarafından ilgili makamlara şikâyette bulunulmuş. Polis veya jandarma, Arabı yakalamış, tanzim edilen evrakla mahkemeye sevketmiş. Halbuki, Arabın yaralama olayı ile hiç alâkası yokmuş. Ama, kimseye bunu kabul ettirememiş. Nihayet mahkeme salonuna girip te Hakim: — Ne o Arap? Yine mi geldin? deyince, Zavallı, boynunu bükerek şöyle cevap vermiş: - Yaraladılar Kertmeni Gine aldı dert beni! Suçum varsa Hakim bey Al bıçağı dürt beni! diyerek, bu işte suçu olmadığını, fakat Kertmenle aralarının açık bulunmasından dolayı iftiraya uğradığını anlatmak istemiş.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|