Deniz manzaralı boğazına uçurum yalnızlığıyla takılı kalan koca bir evreni, çocukluğuyla -tekil çokluğuyla- tıkayan bir çığlıktım sadece. Yaşasaydım 26 yaşında olacaktım. Yer’yüzüne basan zamanın ayağındaki mayasıl bulaşmış olmalı; çürüyorum!Bu büyük çaplı HASTALIKTA ben gözle görülmez bir ayrıntı,basit bir MİKROP kadarım! Yüreğim; anca ölü bir beden sıcaklığında. Kalbim-KENDİNE BİR YALAN- atıyor!.. Teker teker gidiyorlar. Hiç olmayan ülkelere, hiç olmayan coğrafyalara hiç olan haritalarda! 2 cenaze arası mola vermiş iştahlı bir ölü taşıyıcısı gibi yabancı kalmış ruhum! Artık, içimde büyüttüğüm her şeyin beni büyütmesini istiyorum. Herkesin ağladığı bir açık artırmada daima gülen bir çocuk portresi olmak istiyorum. Azrail’e bile yaşadığımı inandırdım! Kalbim o kadar büyüdü ki göğüs kafesimi kırdı sonunda. Ya da bu hasar 26. Kattan atladığımda mı oldu? Ah, ağzımın içinde ağ tutmuş kelimeler. İçimden yüksek volümde arabalar geçiyor:şizo’Fren yapamıyorum, altımda kalıyor aşklar,aldanışlar, yaşanamayacaklar....Kanayan her hücresine kapatılmış,mahkum edilmiş yalnızlıklarımı avutuyorum şiirlerimle. Bir yangın gibi büyüyoruz oysa. Yarım kalmış bir düet, belli belirsiz bir çığlık gibi...tanrı eli değmemiş yalnızlıklara dayanıyorum kendi gölgesine dayanan evliya sabrı gibi,korkunun cesaretlendirdiği noktadan virgüle umudumu yiyiyorum tırnaklar yerine...
Bu,
sus payı
na- sır paydası!
YÜRÜYE YÜRÜYE GEZ’EGENİMİN karanlık yüzünde kaybettiğim aydınlık suretimi arıyorum. Haydi, bırak beni. Derisini bırakan yılan gibi bırak. Kendini yenileyen biraz da bu yüzden eskiyen,eskidikçe bu eksikliğini yeniyle örtmeye aldanan zaman gibi bırak! Bırak ki, ben kum olup akıyorum cam bir kavisten diğerine. HER ÇÖL KENDİNE DE! Sürgündür ya bir de. Yer-yüzünden aşk yüzüne inen kaba bir tokat gibi patladı hayatım. Konfetiler,ışık yağmurları,dönen gezegenler boşluğumda-ruhumla bedenim arası lağımda ya da- HEPİMİZ MEZARIYIZ KENDİMİZİN! yahut, kendinden başka konacak yeri olmayan bir yaralı martıyız diyelim-
Uysallaştıkça deliye dönüyorum! Genleriyle sevişen ve git gide çürüyen bir mikro(p) evren!
Acil kalp nakline ihtiyacım var! Aklın tütsülemediği,günahın gölgelemediği,şüpheyle bıçaklanmayan,ihan’etle burkulmayan, aşka ölesiye hazır aşka ölesiye tapan! Acil kalp nakline ihtiyacım var...
Derin bir gölün siluetinde boğdum çünkü yansımı. Kiş’iliksizim. Kiş’ilik kan seriyim. Sere serpile kendi kanımın ya da –her hangi bir ânımın –pıhtısında dondum! Anlıyor musun? Kanımca, yalnız kalamayız, biz hiç kalabalıklaşmadık ki!
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte kirli çıkın kabuksuz bir iç yaranın sızılarından bile hesap soracağım. Yeniden bulabilmek için kaybedeceğim ilkin! Biz, bir seraba düştük! Bir düşe gerçekliktik biz! Oysa alfabetik sırayla kurşuna dizdiler bizi,satır satır kestiler,kelime kelime...hiç hececilerdendik ve yalnızca burnumuzu çekebildik,mendilsiz salladığımız yoksul ellerimizle ,giden trenlerin ardından!
Su,ateşe yanmasaydı nasıl öğrensin di böyle güzel söndürmeyi? Her şeyi bilmeyi deneyerek hiçliğin kaybına zaferlendim ben. Vücutsuz bir ruh olmak kolaydı, peki ya ruhsuz bir vücut? Yazık ki, bu soru’nun cevabı hafızasını kaybetmiş bir yaradır bende,kendi kabuğundan alel’ecele soyulmuş...Tam anlamıyla azılı bir yalnız, densiz bir yara’tığım topu topu...
Yaşasaydım 26 bahar ve onbinlerce kış gördüm diyebilecektim. Karanlığından ritimsiz geçtiğim bir flütün delk deşik kalbiyim bu yüzden en az,geceden büyük gözleriyle geceyi seyreden bir çocuğun kırılması muhtemel düşüyüm en fazla...
Kalbin, taşınmayacak kadar ağırlaştığında “biri gelse de çalıp götürse!” duanım...işte bu yüzden,sırf bu yüzden işte yaşlandığın düşün bekleme salonunda ne kadar zorlasan da yere basmaktadır ayakların! Büyü(y)dün!
Çünkü,aşkın kafasına dayayıp tetiği çektiğinde geri tepti hayat! O kalpsiz doğduğu için herkesten daha yürekli.
Velhasıl,
Oda sıcaklığında muhafaza edilecek kayıplarım kalmadı,intihar etiketli aldanışlarım da,tedbiri aşktan alınmış ve yalnızlığı dahası acıyı üzerime kuma getirecek bir bekleyişimde!-kelimelerimin arası –ölümcül- uçurumdur dikkat;
AĞLAMAYI GÖZE ALMADAN okuma!