Ahmet, tutucu bir ailenin sıkılgan bir kızı ile evlendi. Evde çekingen davranan karısı, çoğu kez isteklerini Ahmet'e söyleyemiyordu.
Bu durumu sezen Ahmet, karısına şöyle dedi:
«Benim utangaç kumrum, bundan sonra şöyle yap. Eğer sevişmek arzusu duyup da bunu bana söylemekten çekinirsen, akşam sofrasına bir mum dik. Ben hemen anlarım ve o gece sevişiriz.»
Karısı «Çok güzel bir fikir,» diye sevindi. İlk hafta masada her akşam küçücük bir mum yandı.
Bu hal böyle devam ederken, ikinci hafta ortasında masada iki mum yanıyordu. Ahmet karısına:
«Bu iki mumun anlamı ne?» diye sordu. Karısı kıpkırmızı:
«Bunun anlamını sen kendin anla!» dedi. Ahmet anlamıştı. Gece karısı ile iki defa seviştiler. Bir süre sonra masadaki mumlar üçleşti. Karı koca bu buluştan çok mutlu idiler. Aradan bir ay geçmişti. Ahmet, bir gün sağdıcına uğradı:
«Bu gece sizde kalmak istiyorum...» dedi.
«Ne o karınla kavga mı ettin?»
«Hayır... Az önce çarşıdan geçerken karımı bir antikacı dükkanında gördüm, yedi mumlu bir şamdan alıyordu!...»