Zulme kargı isyanın,
müstekbirlere karşı kıyamın
ufak ve yumşak çekirdekleriyiz.
Ama gün gelir
en gaddar kayaları parçalayan,
en mağrur yamaçları aşan
sabrın serazad filizleri oluruz.
özgürlüğü,
gerçek özgürlüğün tutsaklığında bulmuşuz.
Habil ile başlayan bir savaşın
sonsuza koşan erleri olmuşuz.
bu savaşta, tüm putları
İbrahim gibi devirdik (21:58-67)
kanun koyup ilâhlaşan
azgın ve taşkın Nemrutları
mutrefîn ve tağutları
şaşkın acizlere çevirdik.
Musa'yla beraber mustazaflar olduk.
ezildik, sürüldük,
aç kaldık, öldürüldük.
seksenbeşinci duasını ederken Yunus'un (10:85)
akan kanlarımızla kızıllaşan deniz olduk.
dalga dalga taşarak
halka halka coşarak
müstekbir, zalim Firavun'u
yandaşı Haman ve ordusunu
tarihin kan rengi ibret denizinde boğduk. (10:90)
Bizler,
kula kulluğa karşı dikilmek
ve Yusuf'un kırkıncı emrini (12:40)
gerçekleştirmek için doğduk!
İsa'nın önderliğinde
Uhdud ashabına karşı olduk. (85:1-11)
inancımız uğruna kadın-erkek
ateşten çukurlara
kucaklarımızda çocuklarımızla dolduk.
ve vahşet timsali Roma arenasında
kahkahalar ve çığlıklar arasında
canlı canlı kendimizi
arslanların ağzında bulduk,
ama
eğilmedi başlarımız,
zalimlere yalvarmadı
dinme bilmeyen gözyaşlarımız.
zira biz halk olduk Hakk'a dayandık,
yeniden dirilmeye,
hesaba
ve kitaba inandık!