Ana sayfaya gitmek için tıklayın.
Online flash oyun listesine gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi forumuna gitmek için Tıklayın.
Tek Sevgi e-kitap listesine gitmek için Tıklayın.

  Üye Girişi
Oturum açın 
E-Posta
Şifre
 
 
Üye Olun
Şifremi unuttum
Bu sayfayı online sık kullanılan listenize ekleyin

  Ara - Bul

geri  YAZININ DEVAMI yeniYeni Yazı Gönderin
font1font2font3font4 İlk Önceki rastgele Sonraki En Son   TümüTüm Yazılar  
00000 28-03-2005
ZELHA AĞLIYOR

Küçük oğlunu sırtına bindirmiş, değneği koltuğuna sıktırmış, bir yandan yün eğirir, bir yandan öküz güder. Bir de sessiz sessiz ağlar.

 

Kocasından altı aydır haber alamadı. Kimisi der «Allamanyada evlenmiş, orada kalacakmış. Kimisi de Durali'den hayır yok, Zelha gelin başının çaresine bak.. »

 

«Nasıl bakayım başımın çaresine? Ne yapayım, nereye gideyim? Söz üstüne söz verdi dürzü, çabuk gelirim dedi. Para kazanırım, ilerde işimizi düzeltiriz dedi. Ben de inandım, ne edeyim? Gitti de gelmeyiverdi. Köyde rezil oldum, herkesin ağzına düştüm. Ah kara yazım benim..»

 

Gene başladı, ağlamaya. Gözlerinden siyil siyil yaşlar akıyordu. Yünün ucunu göremez oldu. Elinin tersiyle göz.lerini sildi, öküzlere bakti,

 

-  Doo  haa!   diyerek  koştu. Öküzler yeşil ekinlere uzanmışlardı.

 

-  Gıız!   diye  bir  ses  geldi  köyden. Orospu  Zelhaa! Öküzlerine iyi bak. gelirim sonra yanına!

 

«Hıh, yaşamıyasıca! Nasıl görüverdin hemen? Taş gibi söyler şuna bak. Koca deyyus...»

 

Selim ağanın sesiydi. Dam başına dikilmiş. Tarlalara aşağı bakıyordu. Hark tüü! diye yere tükürüp ayağı ile ezdi.

 

- Dürzü kızı, diye söylendi. Ne işi var oralarda bilmemki? Yoraz arar besbelli. Kocasıdı iyice hınzır!

 

Zelha bunları duymadı. Öküzleri çayıra aşağı sürdü.

 

«Ah sahapsızlık, ah ersizlik... Önüne gelen çatar. Önüne gelen laf vurur. Bir geliverseydi dünya gözüyle. Bir kurtulsaydım şu yalnızlıktan...»

 

Durdu, fengireyi hızla döndürüp sarkıttı aşağı. Bir tutam yünü eğirdi. Arada öküzlere bakıyordu.

 

- Höös dah!  Diye bağırdı.

 

Oğlu sırtında kımıldanıp duruyordu.

 

-  Uyandın mı Ali?  diye sordu.

 

Ali cevap vermedi. Gözlerini açıp kapadı. Sonra yüzünü öbür tarafa döndü.

 

- Ule   Ali, bak nereye geldik yavrum?  Uyan gayri hadi:

 

Ali kafasını kaldırdı,

 

- Bobam  geldi  mi  ana?  diye  sordu.

 

Her gün uyanınca böyle sorardı. Zelha gelin de cevap bulamayıverirdi. Gene ne diyeceğini bilemedi.

 

-  Yok  yavrum, diye içini çekti.

 

-  Niye gelmedi ana?

 

-  Gelecek  yavrum.  Az  daha bekliyelim, gelecek...

 

Kasaba yoluna baktı. Kayalık tepenin üstünde, uzaktan insan burnu gibi kıvrılıp kaybolan bir ağartı vardı. Kimbilir kaç kez bakmıştı oraya. Baka baka ezberlemiş. Durali bir gün oradan çıkıverecek gibi gelirdi. Öyle canlıydı ümidi. Gerçekle yalan arası, ama gerçeğe daha yakın bir duygu, içinde büyür büyür, sonra birden kayboluverirdi.

 

-  Gelecek Alim, dedi. Aha o yol var ya, boban oradan çıkıp gelecek. Az daha bekliyelim.

 

Oğlan gözlerini iri iri açmıştı.

 

-  Ana,  dedi. Bobam gelirken bana ne getirecek?

 

-  Leblebi   getirecek,   şeker   getirecek...   Her   şey   getirecek.

 

-  Ah bi gelse ana...

 

- İnşallah yavrum,

 

Zelha kadın güdük öküzün karşısına boz eşeği koşmuş, arpalıktaki kısık tarlada çift sürüyordu. Yorulmuştu iyice.

 

- Doo çüşş...  dedi.  öküzle  eşeği  durdurdu.  Gözünü toprağa  dikti.   Bir  zaman   soluklandı.   Çaput  yığını   urbalarının altında sarkık göğüsleri, zayıf omuzları kalkıp kalkıp iniyordu.

 

- Uhh Allah! dedi. Kuru yüzü buruştu. İçinde bir yer eriyor,boşalıyor gibiydi. Köşeye doğru baktı? Kerğiş yığını evler boz bir yıkıntı  gibi  görünüyordu.  Soluk  bir  dünya idi.

 

-  Ne  bu çilem,  diye  söylendi.

 

Kocası dört yıldır askerdi. Son mektubu Yemenden gelmişti. Altı aydır hiç bir haber yoktu. Ne künyesi geliyordu, ne adı duyuluyordu. Köy imamının dediğine göre Yemende dehşetli savaşlar yapılmıştı. Gök Hüseyin vurulsaydı şimdiye kadar şubeden kâğıdı gelirdi. Gök Hüseyin sağdı, bir gün çıkıp gelecekti.

 

-  Haniydi, diye söylendi Zelha kadın. Bir geliverseydi..

 

Dünya  gözüyle  bir  görseydim.   Oh  Allahım,  kurban  olayım  yeter gayri... Köy yerinde çok zor ersizlik, sahapsızlık...  İliğim kemiğim kurudu. Yolla gayri  Gök  Hüseyini.

 

Gözlerinden siyil siyil yaşlar akmağa başladı. Dünya bulandı, dağlar düzler birbirine karıştı. Kimi yerler uzadı, kimi yerler kısaldı. Zelha kadın toprağa oturuverdi. Çalışacak gücü kalmamıştı.

 

Ahlat ağacının gölgesinde oynayan Selim oğlan baktı,

 

-  Anaa! diye koşarak geldi. Ne oldu ana? Gene hastalandın  mı?

 

Zelha kadın başını  dizlerine dayamıştı, doğruldu.

 

-  Yok oğul, dedi. Bir şeyim yok.

 

  Çifti ben süreyim  mi?

 

-  Süremezsin,  daha küçüksün.

 

-  Büyüsem   sürerim,   değil   mi   ana?

 

-  Elbet...

 

Anasının alaca başörtüsüne baktı,

 

- Bobam  gelecek  değil  mi  ana?  Dedi.

 

- Gelecek  oğlum.

 

-  Ne zaman gelecek?

 

-  Bakalım... Yakında gelir inşallah.

 

- Gelince çifti o sürer değil mi ana?

 

-  Elbet...

 

-  Sen de  evde oturursun, bize yimek pişirirsin.

 

-  He.

 

- Ana bobam gelirken bana ne getirecek?

 

-  Leblebi   getirecek,   şeker  getirecek...  Her  bir  şey getirecek.

 

-  İyi.   Bi  gelse  bobam,   ah  bi  gelse...

 

-  İnşallah   yavrum.

 

Zelha kadın gözlerini kuruladı. İlerde, kayalık tepede kasaba yolunun dirsek yapıp gözden kaybolduğu ağartıya baktı. Kimbilir kaç kez bakmıştı oraya, iyice ezberlemişti. Bakmasa bile görürdü. Gök Hüseyin bir gün oradan çıkıverecek gibi gelirdi ona. Öyle bir duygu vardı içinde. Gerçeğe yakın bir düş gibi, güçlü bir duygu.

 

- Gelecek oğlum, dedi. Aha o yol var ya, bobam oradan  çıkıp gelecek. Az daha bekliyelim.

 

Selim gözlerini iri iri açtı, yola baktı,

 

-  Ben gidip karşılarım değil  mi  ana?

 

-  Elbet... Hadi  şimdi  git de  oyna.  Emme  uzaklaşma, ben çağırınca hemen gel.

 

- Olur ana, gelirim.

 

Zelha kadın arkasından baktı "Yavrum... diye söylendi. Bobasız büyüyen yavrum. Kara yazılım...”

 

Zorlukla doğrulup hayvanlara deh dedi. Kara saban toprağı cansız cansız yırtmağa başladı.

 

Eğri Ahmet çiftten dönüyordu. Eşeğe binmiş, öküzleri önüne katmıştı. Yan yan baktı, yamuk yüzü ışıdı,

 

-   Zelhaa!   diye  seslendi.  Geleyim  de  yardım  edeyim mi? Çiftini ben süreyim  mi?

 

Zelha kadın kızdı,

 

-  Yok,  dedi.  Git işine!

 

-  Kız valla iyi sürerim bak. Gök Hüseyinden iyi sürerim  hem  de.  Zelha kadın cevap  vermedi. Boğazına bir  yumruk tıkanır gibi  oldu.  Yüzüne kan  doldu. Döndü oğluna   baktı,

 

- Selim! Gel buraya! diye bağırdı.

 

Çocuk  koşarak geldi.

 

Eğri Ahmet eşeğin üstünde he he he... diye güldü. Sonra bacaklarını sallıyarak uzaklaştı.

 

-  Dürzüü!  diye bağırdı arkasından. Sen  de adam  oldun  da  bana taklaşırsın he mi? Eğri köpek!

 

Sesi  kayalarda yankılandı.

 

Selim  korkmuştu,

 

-  Ne oldu ana, ana ne oldu?

 

-  Yok birşey oğlum, git oyna hadi.

 

«iyi sürermiş... Eşşek oğlu eşşek! Orospu dölü! Komam ben onu sende. Uyuz köpek! Hı...»

 

- Dah!

 

Sinirden kaskatı kesilmişti.

 

«Deyyusun zoruna bak! Maccalı karın mı sandın beni, kapıların iri? Ulen sen de adam oldun he mi? Alçak! Utanmaz rezil...»

 

Yutkunup boğazındaki kabartıyı dağıtmaya çalıştı. Ağlamamak için kendini tutuyordu. Sonunda boşandı.

 

"Ne bu başıma gelenler, ne bu benim çektiklerim? Yeter gayri allahım, sen bilirsin... Uuf, uf!»

 

Olduğu yere oturdu. Gözlerini kasaba yolundaki ağartıya dikti.

 

Zelha kadın ağlıyordu.

 

Ali,

 

- İndir beni ana, dedi. indir yürüyecem.

 

Yürüyemezsin oğlum, buralar dikenli.  Ayaklarına diken batar.

 

- Yok ana ben  büyüdüm, batmaz.

 

- Büyümedin oğlum, daha küçüksün.

 

-  Büyüyünce öküzlerimizi ben güderim değil mi ana?

 

-  Elbet. Bir büyüsen ah...

 

-  Bobam gelinceye kadar büyür müyüm ana?

 

Zelha gelin cevap veremedi.  Yutkundu.

 

- Bilmem,dedi. O zamana  kadar  gelir  boban   yavrum. İnşallah gelir.

 

Öküzleri çayıra saldı. Söğüt ağacının gölgesine oturdular. Zelha gelin yün eğiriyordu.

 

- Uzaklara gitme Ali, dedi. Suya düşüverirsin, buralarda oyna.

 

- Düşmem ana, korkma.

 

Aşağılardan çocuk sesleri geliyordu. Ali bir iki gezindi. Yalnız başına ne oynasın? Anasının dalgınlığından yararlandı, usulca yürüdü, çocukların yanına gitti.

 

Uzun Hamit hendeğin kıyısına yüzükoyun uzanmış Zelha gelini gözetliyordu. Yere yapışmıştı iyice. Soluyup duruyordu. “Ulen Zelha gelin, gel buraya. Kocan yok, özlemişsindir işte. Gel hadi, kimse görmez, gel...”

 

-  Zelha gelin...

 

Başını kaldırıp baktı, bu da ne? Bir fısıltı duymuştu. Korkuyla doğruldu. İki yana baktı.

- Zelha gelin.. Canımın içi, buraya gel. Hele gel...

 

Hendeğin, gerisinde Uzun Hamidin kızarmış yüzünü görüverdi. Önce ne edeceğini şaşırdı. Korkudan titredi.

 

Sonra birden kendine geldi.

 

- Vıyh!  diye fırladı. Ne  ediyorsun  sen  orada  Uzun Hamit?  Bana mı diyorsun onları? Ulen  kara  dinli!  Sen beni ne sandın? Ha?

 

Hırsından gözü döndü. Atacak taş kesek aradı.

 

- Dur kız,dur  Zelha gelin, kızma. Bak  hele, ne  diyeceğim...

 

Dinlemedi. Eline ne geçtiyse fırlattı.

 

- Alçak senii!   Dürzüü!   Rezili!   Al   sana,   aal!..

 

- Vay anam, dur be...  Kötü bir şey  demedim,  dur! Of...

 

Başını gözünü sakınarak kaçtı.

 

- Vay it vay... Şunun zoruna bak. Orospo dölü...

 

Hırsından ne edeceğini bilemiyordu. Yüzünün şekli değişmişti. Gözleri pırpırlanıyor,ilerisini göremiyordu. Gitti Ali'yi buldu  geldi.

 

- Otur ulen, yanımda, dedi. Bir yere ayrılma!

 

«Dürzü oğlu dürzü... Rezil, alçak... Gösteririm ben sana!   Hıı...»

 

Yün eğirmeye başladı, eğiremedi. Başı dönüyor, gözleri doluksuyordu. Uzun uzun soluklandı. Küçük Ali anasının yüzüne bakıyor, ne olduğunu anlıyamıyordu.

 

- Ana, dedi. Bobam gelmiyecek mi?

 

Zelha gelin cevap veremedi. Durdu, düşündü bir zaman. Gözleri kasaba yolundaki ağartıya gitti. Sonra birden boşandı.

 

- Ne bu başıma gelenler... Ne kara yazım varmış benim? Yeter gari allahım... Yolla Duraliyi. Yolla da bitsin bu çile   Uuf,  uf!

 

Zelha  gelin  ağlıyordu.

İlk Önceki rastgele Sonraki En Son  şairTALİP APAYDIN
gonder 188 kişi okudu. yorum 0 yorum.  gonder 0 kişi gönderdi. yorum Yorum Ekleyin puanla Puan 
Tüm hakları saklıdır. Copyright 2007 © - C.A.O.
eXTReMe Tracker